Sefine-i Evliya’da UŞŞAKİLİK ve UŞŞAKİLER (Bibliyografya Denemesi)

Sefine-i Evliya’da UŞŞAKİLİK ve UŞŞAKİLER – Bibliyografya Denemesi (Doktora Semineri)

Necati İŞLER (Türk İslam Edebiyatı Doktora Öğrencisi)

Danışman:
Doç. Dr. Abdülmecit İSLAMOĞLU

Ankara – 2016

* Bu çalışma’da Osmânzâde Hüseyin Vassâf’ın Sefine-i Evliyâ adlı eserinin “Uşşâkiler” bölümünde yer alan uşşâkiler ve eserleri üzerine yapılan çalışmalara yer verilmiştir. İsmi geçen zatların Sefine’deki sayfa numaraları “(Sefîne, 5/390)” şeklinde kişi başlıklarında vefat tarihlerinin yanında belirtilmiştir. Bu seminer çalışmasının hazırlanmasında aşağıda zikredilen kaynaklardan istifade edilmiştir. Ayrıca devam eden bazı akademik çalışmalardan da e-posta ve telefon yoluyla haberdar olunmuştur. İstifade edilen kaynaklar şunlardır:

   
1. Osmanlı Müellifleri (Bursalı Mehmet Tahir)

2. Hüsameddin Uşşaki Ve Uşşakiler (Mustafa Özdamar)
3. islamansiklopedisi.info

4. Turkedebiyatiisimlersozlugu.com

5. Osmanliedebiyati.com

6. Yazmalar.gov.tr

7. Tez.yok.gov.tr

Sefine-i Evliya’da UŞŞAKİLİK ve UŞŞAKİLER

Halvetiyye-Ahmediyye tarikatının Hüsâmeddin Uşşâkī’ye (ö. 1001/1593) nisbet edilen bir koludur. Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin’in tesis ettiği Halvetiyye’nin orta kolu Ahmediyye tarikatının dört ana şubesinden biridir (diğerleri Sinâniyye, Ramazâniyye, Mısriyye). Tarikatın silsilesi Hüsâmeddin Uşşâkī’nin şeyhi Emîr Ahmed Semerkandî vasıtasıyla Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin’e ulaşır. Bazı kaynaklarda Hüsâmeddin Uşşâkī’nin gençlik döneminde Kübreviyye’nin Nurbahşiyye koluna intisap ettiği kaydedilmektedir. Bu intisap, muhtemelen ya memleketi olan Buhara’da veya daha sonra uğradığı Herat ve Meşhed dolaylarında ya da Anadolu’da gerçekleşmiştir. Bursa, Balıkesir ve Uşak civarında Kübreviyye tarikatının az sayıda mensubu bulunduğu kaynaklarda zikredilmektedir. Bundan dolayı Uşşâkıyye’nin Nurbahşiyye ile Halvetiyye’nin bir karışımından ortaya çıktığı söylenebilir.

Ahmed Hüsâmî Efendi’nin Silsiletü’l-evliyâ’sı, Tabibzâde Mehmed Şükrü’nün Silsilenâme-i Turuk-ı Sûfiyye’si ve Ahmed Muhyiddin Efendi’nin Tomar-ı Kebîr’indeki listelerin birleştirilmesinden Hüsâmeddin Uşşâkī’nin doksan dokuz halifesi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak tarikat, halifelerinden Saruhanlı Memican Efendi (ö. 1008/1599-1600) kanalıyla devam etmiş, ikinci pîr Cemâleddin Uşşâkī ve üçüncü pîr Abdullah Salâhî Uşşâkī tarafından sistemleştirilmiştir. Kaynaklarda Cemâliyye ve Salâhiyye’nin yanı sıra Kilitbahir’de medfun Şeyh Ahmed Câhidî’ye (ö. 1070/1659-60) nisbet edilen Câhidiyye de Uşşâkıyye’nin şubesi kabul edilmektedir. Önceleri İstanbul merkezli bir tasavvuf mektebi olan Uşşâkıyye, İstanbul’da Cemâleddin Uşşâkī’ye nisbetle Cemâliyye ve ardından Salâhî Uşşâkī’ye nisbetle Salâhiyye şubeleriyle de temsil edilmiş, bir taraftan halifeler vasıtasıyla daha çok Ege ve Rumeli’ye doğru yayılmıştır. Nazilli, Edirne, Keşan, Gelibolu, Çanakkale, Gümülcine, Filibe, Belgrad, Peç, Budin, Tımışvar, Kandiye Uşşâkī tekkelerinin görüldüğü yerlerdir. Evliya Çelebi, Kahire’de mahmil-i şerif alayına katılan tarikat erbabını sayarken Uşşâkī dervişlerini de zikreder, Halep’te de bir Uşşâkī tekkesi olduğunu söyler.

Münîrî-i Belgradî (ö. 1026/1617), Silsiletü’l-mukarrebîn adlı eserinde Belgrad’da bir Uşşâkī şeyhiyle tanıştığını, bu şeyhin Belgrad’da âşık ve sâdıkların toplandığı güzel bir tekkesi bulunduğunu, her ramazan ayının son on gününde büyük bir toplulukla itikâfa girdiklerini ve sürekli oruç tuttuklarını belirtmektedir. Belgradî’nin, “Zikirleri oturdukları yerde idüp raks ve semâ itmezlerdi” sözü ilk dönem Uşşâkīler’inin âyinlerinde devranî değil kuûdî zikir yaptıklarına işaret eder. Bayramî-Melâmîleri’nden Sarı Abdullah Efendi de Uşşâkīler’in dehr orucu tuttuklarını, devamlı ibadet ettiklerini, insan takatini aşacak derecede halvet ve uzlet ehlinden olduklarını, nefis tezkiyesine ve bâtın tasfiyesine önem verdiklerini söyler. Mehmed Nazmi Efendi, Anadolu’daki Halvetî şeyhlerine dair kıymetli bilgiler içeren Hediyyetü’l-ihvân adlı eserinde Pîr Hüsâmeddin Efendi’den sonra Rumeli’de bazı halifelerin faaliyet gösterdiklerini, bunlara Uşşâkīler dendiğini, mücâhede ehli ve Hakk’ın rızasını kazanmış kimseler olarak etraflarında mürid ve muhiblerin bulunduğunu aktarır.

İstanbul’da Uşşâkīliğin faaliyet gösterdiği ana tekke Hüsâmeddin Uşşâkī Tekkesi’dir. Kasımpaşa’da yer alan ve Pîr Hüsâmeddin Uşşâkī’nin türbesini barındıran bu tekke Uşşâkīliğin âsitânesi ve pîr makamıdır. XVI. yüzyılın son çeyreğinde Hüsâmeddin Uşşâkī tarafından kurulmuş, tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar aralıksız faaliyetine devam etmiştir. Uşşâkī Âsitânesi’nden başka Eğrikapı dışındaki Cemâleddin Uşşâkī, Fatih Haydar’daki Tâhir Ağa, Üsküdar’daki Halim Gülüm, Eyüp Defterdar’daki Balçık, Fatih Keçeciler’deki Mahmud Bedreddin, Fatih Haydar’daki Hocazâde tekkeleriyle Karagümrük Uşşâkī Zâviyesi, Yedikule’deki Hâlid Efendi, Aksaray’daki Mehmed Emin Efendi, Fatih Şehremini’deki Deniz Abdal, Kayserili Mustafa Efendi ve Fatih Nişanca’daki Havuzlu Uşşâkī tekkeleri İstanbul’da tarikata ait diğer tekkelerdir. Tarikatın, üçüncü pîr Abdullah Selâhaddin Uşşâkī’den sonra özellikle Rumeli’de ve Batı Anadolu’da yayılırken yer yer Mevlevî, Bektaşî, Gülşenî tarikatları ve Bayramî-Melâmîleri’yle yakın ilişkiler kurması, daha geç dönemlerde tarikatta zâhidlikten rindmeşrepliğe doğru gelişen bir tasavvuf anlayışının öne çıkmasına yol açmıştır. Önceleri Bektaşî olduğu rivayet edilen Nazillili Hulûsi Baba ile başlayan bu meşrep Ahmed Tâlib-i İrşâdî ile günümüze kadar ulaşmıştır. Bu meşrep mensupları kendilerini Nâzenîn-i Uşşâkī diye tanımlamışlardır.

Uşşâkīler her ne kadar ilk dönemlerinde sadece kuûdî zikir yapmış olsalar da daha sonra tarikatın zikir ve âyin usulleri Halvetiyye’nin diğer kollarına uyarak devranî olmuştur. İstanbul Uşşâkī tekkelerinde durak, cumhur ilâhisi, usul ilâhisi, devran ilâhisi gibi İstanbul tavrı tekke mûsikisi icra edilirken Anadolu’da bu tavır yerini mahallî formlara bırakmıştır. Nâzenîn-i Uşşâkī ve Melâmî Uşşâkīler’de ise devran yoktur. Pîr Hüsâmeddin Uşşâkī’ye nisbet edilen Evrâdü’l-kebîr, Şerhu Virdi’s-settâr isimli vird kitapları bir Uşşâkī sâlikinin günlük dua kitaplarıdır. Uşşâkī âdâb ve erkânını Salâhî Uşşâkī Tuĥfetü’l-Uşşâķıyye adlı risâlede toplamış, eser son devir Uşşâkī şeyhlerinden Abdurrahman Sâmi Efendi tarafından genişletilerek tercüme edilmiştir.

Halveti – Uşşaki Silsilesi

1. Hazret-i Muhammed Mustafa (sav)

2. Hazret-i Aliyyel Murteza

3. Şeyh Hasan-ı Basri

4. Şeyh Habib-i Acemi

5. Şeyh Davud-u Tai

6. Şeyh Maruf-u Kerhi

7. Şeyh Serriy-i Sakati

8. Şeyh Cüneyd-i Bağdadi

9. Şeyh Mimşad-ı Dineveri

10. Şeyh Abdullah Muhammed-i Dineveri

11  Şeyh  Muhammed-i Bekri

12. Şeyh Ömer Vecühiddin-i Bekri

13. Şeyh Ebunnecib Abdullah-ı Sühreverdi

14. Şeyh Kutbiddin-i Ebheri

15. Şeyh Muhammed  Rükniddin-i Nühasi

16. Şeyh Muhammed Şihabüddin-i Şirazi

17. Şeyh Muhammed Cemalüdin-i Şirazi

18. Şeyh İbrahim Zahid-i Gilani

19. Şeyh Kerümiddin Ahi Muhammed Nuru Halveti

20 Pir-i Tarik Siraceddin-i Ömer Halveti

21. Şeyh Ahi Emre Muhammed İrşad-i Halveti

22. Şeyh İzzeddin-i Halveti

23. Şeyh Sadrüddin-i Hiyavi

24. Şeyh Celaledin-i Yahya-i Şirvani

25. Şeyh Muhammed Bahaüddin-i Erzincani

26. Şeyh Tacüddin İbrahimi kayseri

27. Şeyh Alauddin-i Uşşaki

28. Şeyh Ahmed Şemsüddin-i Marmaravi

29. Şeyh İzzeddin-i Karamani

30. Şeyh İbrahim Ümmi Sinan

31. Şeyh Emir Ahmed Semerkandi

32. Müctehid-i Tarik Seyyid Hasan Hüsameddin-i Buhari Uşşaki

33. Şeyh Mehmed Memican-ı Saruhani

34.  Şeyh Ömer Karibi Bolayir-i

35. Şeyh Alim Sinan Muğlavi Keşani

36. Şeyh Mehmed Dramavi Keşani

37. Şeyh Halil-i Gümülcinevi

38. Şeyh Abdulkerim-i Gümülcinevi

39. Şeyh Osman Sıdki Gümülcinevi Edirnevi

40. Şeyh Hamdi Edirnevi

41. Şeyh Mehmed Cemaleddin  Uşşaki

42. Şeyh Abdullah Salahuddin Uşşaki

43. Şeyh Mehmed Zihni Nazillevi

44. Şeyh Ali Galib Vasfi Nazillevi

45. Şeyh Mehmed Tevfik Nazillevi

46. Şeyh Ömer Hulusi Boğazhisari

47. Şeyh Hüseyin Hakkı Kasabavi

48  Şeyh Ahmed Talib-i İrşadi Bayındiri Kilitbahri

49 Şeyh Ahmed Şücaeddin-i Gelibovi

50. Şeyh Abdurrahman Sami Niyazi Saruhani

51. Şeyh Bekir Sıdki Visali Kulevi

52. Şeyh Mehmed Ruhi Kulevi

Hz. Pîr Hasan Hüsâmeddîn-i Uşşâkî (d. 880/1476 –  ö. 1001/1593) (Sefîne, 5/381)

Pîr Seyyid Hasan Hüsâmeddin-i Uşşâkî (k.s.) Hazretleri Hicri 880 (M.1476) yılında Buhara’da dünyâya gelmiştir. Babasının vefatı üzerine ticaretle uğraşmaya başladı. Bir gece, rüyasında ona ; “ Boş yere ticaretin zahmetini çekmek, hakikat ehli için zarar ve ziyandır. Arzun ahiret ticareti, yani Allahü tealaya kavuşmak olsun. Gayen sonsuz sermayeyi elde etmek ise dünya mallarından yüz çevirip Seyyid Ahmed-i Semerkandi hazretlerine varıp teslim ol !” denilmesi üzerine servetini ve işini kardeşine bırakıp, kalbinden dünya sevgisini uzaklaştırdı. Durmadan içini yakan aşk ateşinin tesiri ile yaya olarak Buhara’dan yola çıktı ve Erzincan’da Seyyid Ahmed-i Semerkandi hazretleri ile karşılaşıp ona bağlandı. Sonra hocası ile birlikte Uşak’a yerleşti. Anadolu’ya gelip Uşak’ta yerleştiği için kendisine “Uşşâki ” denilmiştir. Hüsameddin-i Uşaki Hazretleri, hac farizasını yerine getirip geri dönerken, Konya’da rahatsızlandı ve 1593 (H. 1001) senesinde orada vefat etti. Cenaze namazı Konya’da kılındı. Vasiyeti üzere İstanbul’a götürülmek üzere yola çıkarıldı. Konya valisi, cesedin kokmaması için ilaçlamak istediyse de oğulları ve talebeleri buna karşı çıktı. Mübarek bedeni hiç kokmadan İstanbul’a getirildi. Kasımpaşa’da şimdiki kabrinin bulunduğu yere defnedildi.

Eserleri:

1. Evrâd-ı Kebîr
2. Hızbü’t-Tesbîh
3. Ahzâb-ı Usbûiyye
4. Şerhu Virdi Settar

Hüsâmeddin-i Uşşâkî Hazretleri, Halvetiler tarafından okunmakta olan Seyyid Yahya Şirvani’nin (ö:1427) “Vird-i Settar” eserine ilavelerde bulunarak Evrâd-ı Kebîr’i telif etmiştir. Hüsâmeddin-i Uşşâkî Hazretleri ve eserleriyle ilgili akademik çalışmalar ve kitaplar şunlardır:

  1. Özenç, Yavuz (2008). Şeyh Hüsameddin-i Uşşaki Divanı Transkripsiyonlu Metin. Yüksek Lisans Tezi. Sakarya: Sakarya Üniversitesi.
  2. Aydın, Cengiz (2014). Şeyh Hüsâmeddîn Uşşâkî Divânı’nda Dinî ve Tasavvufî Unsurlar. Yüksek Lisans Tezi. Mardin: Artuklu Üniversitesi.
  3. ÖNEM, Mehmet Hikmet, Evrâd-ı Kebîr (Evrâd-ı Pîr-i Uşşâkî) Hizbu’t-Tesbih, Ahzâb-ı Ûsbû’iyye -Pîr Seyyîd Hasan Hüsâmeddîn-i Uşşâkî, Aşıkâne Yayınları, 2011
  4. Sıddık Naci Eren Balıkesiri, Pir Seyyid Hasan Hüsameddin Uşşaki, Uşşaki Vakfı Yayınları, 1996
  5. Özdamar,Mustafa, Hüsameddin Uşşaki Ve Uşşakiler, Kırk Kandil Yayınları, İstanbul, 2007

Yazıcı Şeyh Muhamed Safvetî Efendi (ö. 1192/1778) (Sefîne, 5/327)

Sefine’de “safvet” mahlaslı manzumesi var. Fakat eserinden bahsedilmiyor. Taramalarda da herhangi bir eserine rastlanmadı.

Şeyh Peçevî Mustafa Efendi (ö. 1110/1699) (Sefîne, 5/348)

Şerh-i İlâhi-i Atvar-ı Seb’a adında bir risalesi vardır.

Şeyh Muhammed Hazmî (ö. 1380/1960) (Sefîne, 5/362)

Bir Mesnevihan ve Şeyhül Kurra, Uşşaki Muhammed Hazmi (Tura) Efendi (Arapgirli) Ulemadan Abdullah Hamdi efendinin oğlu olup 1298(1882) tarihinde Arabgir’de doğmuştur. Sefine’de zikredilenlerin dışında da eserleri vardır.[1] Hayatı ve eserleri üzerine Fatma Sena Yönlüer tarafından 2010 yılında yüksek lisans tezi yapılmıştır.[2] Manzum eserlerini bu tezde yayınlamıştır.

Telif Eserler:

1. Hüsameddin Uşşâki ve Meşayih-i Uşşâkiye hakkında bir eser (Bu eser maalesef bugün elimizde bulunmamaktadır)

2. Dîvân (Maalesef nutuklarından pek azı tesbit edilebilmişdir)

Tercümeler :

1. Salâhaddin Uşşâkî Hazretlerinin Miftâhu’l-Vücûd adlı eserinin tercümesi

2. İbni Kemâl’in Ulûm-ı Hakâyık’ının tercümesi

3. İbrahim Halebî’nin Risâle-i İrfâniyye’sinin tercümesi

4. Necmeddin Kübrâ’nın Tarîkatnâme’sinin tercümesi

5. İmâm Şa’rânî’nin Keşfü’l-Hicâb’ının tercümesi

6. Fazlullah Hindî’nin Tuhfetü’l-Mürsele’sinin tercümesi

İbn Sînâ’nın Risâlelerinden tercüme ettikleri

7. Hüzün Risâlesi

8. Risaletü’l-fasd – Kan Alınacak Damarlar Risalesi

9. Risâle fî def’i gami’l-mevt – Ölüm korkusundan kurtuluş risâlesi

10. Risâletü’s-salât – Namaz Risâlesi

11. Tedbîrü’l-müsâfirîn Risâlesi

Cerîde-i Sûfiyye’de Yayınlanan Makaleleri :

1. Hüsâmeddin Uşşâkî

2. Cemâleddin Uşşâkî

3. Salahaddin Uşşâkî

4. Cihad ve Fezâil-i Cihad

Diğer Makâleleri :

1. Arapkirli Hüseyin Avni Karamehmetoğlu (Bu zât Hazmî Efendi’nin hocasıdır)

2. Karabaş-ı Velî

3. Mevlânâ

Şeyh Seyyid Muhammed-i Memican (ö. 1008/1599) (Sefîne, 5/385)

Pîr Hüsameddin-i Uşşâkiye mülâkî olmuştur. Hz. Uşşâkî’nin yegâne halifesidir.

Gayr-ı müretteb bir divançesi, üç tane de mensur eseri vardır.

1. Lubbu’l-Usûl fî Ma’rifeti Tariki’l-Vusûl (Yazmaları mevcut)

2. Metâlibü’s-Sülûk fî Beyâni’t-Tariki’l-Mesluk (Yazmaları mevcut)

3. Uknûmü’l-Hikem fî Ma‘rifeti’l-Sırri’l-Kıdem (Yazmaları bulunamadı)

4.  Divançe (Yazmaları bulunamadı)

Memî Cân Efendi’nin eserleri üzerinde bugüne kadar yapılan tek çalışma, Mahmut Erol Kılıç’a aittir:

Kılıç, Mahmut Erol (2002). “Manisalı Şeyh Memîcân-ı Sarûhânî (v. 1008-1600) ve Eserlerinde Mevlânâ’dan Tesirler”, I. Uluslararası Mevlânâ, Mesnevî ve Mevlevîhâneler Sempozyumu Bildirileri, Manisa, s. 205-220.

Şeyh Ömer-i Karibî Efendi (Sefîne, 5/387)

Sefîne’de divançesi olduğu zikredilmektedir. Manzumelerinden de örnekler verilmiştir. Fakat bu divançeye ulaşılamamıştır.

Şeyh Âlim Sinan (Sefîne, 5/388)

Hadis ilminde meşhur Mesabih‘i tercüme etmiştir. Elyazması, Manisa İl Halk Kütüphanesi’nde
45 Ak Ze 261/1 arşiv numarası ile kayıtlıdır. Sefine’de bahsi geçen manzum Akaid’ine ulaşılamamıştır.

Şeyh Kuloğlu Mustafa Efendi (ö.1068/1658) (Sefîne, 5/389)

(Sefîne, 5/4/389)

Şeyh Sinan-ı Uşşâkî halifesifdir. 17. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır. Kuloğlu’nun, tamamı dinî-tasavvufî içerikli manzumelerden oluşan, bugün bilinen altı eseri vardır.

1.Dîvân-ı Hümâyûn: Yaklaşık 8700 beyit içeren hacimli bir divandır. (Trakya Üniversitesi’nden UĞURTAN YAPICI, doktora tezi olarak çalışmaktadır.)

2.Dîvân-ı Mesâbîh: Âlim Sinan Efendi tarafından Türkçeye tercüme edilen Mesâbîhü’s-Sünne adlı hadis kitabının nazma çekilmiş halidir. (Kırklareli Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. NİYAZİ ADIGÜZEL, doçentlik takdim tezi olarak hazırlamaktadır.)

3.Bâğ-ı Behişt: Her biri Kur’an’dan bir ayetin ilhamı altında yazılan manzum tefsir niteliğindeki 400 manzumeden oluşmaktadır. (BÜNYAMİN TAŞ, doktora tezi hazırlamıştır.)

4.Etvâr-ı Seb’a: Nefsin yedi mertebesinin anlatıldığı yaklaşık 1000 beyitlik bir eserdir.

5.Silsile-nâme: Halvetî Uşşâkî şeyhlerin künyelerinin verildiği 39 beyitlik bir mesnevidir.

6.Mevlid-i Nebî: Mevlit türündeki bu eserin herhangi bir nüshası tespit edilememiştir.

Eserlerinin tamamında dinî-tasavvufî konuları işleyen Kuloğlu’nun en ayırt edici vasfı olarak şiirlerinin büyük çoğunluğunun 20 beyitlik kasidelerden oluşması gösterilebilir.

Şeyh Hamdî-i Bağdâdî (ö. 1136/1723)(Sefîne, 5/391)

Mehmed Hamdi Bağdadi (ö. 1136 H.) adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı’nda 7 varaklık bir “Divan” ve “Divançe” kaydı bulunmaktadır.

Hamdî Mehmed Hamdî el-Bagdadî – O. Ergin 1828/1

Şeyh Muhammed Şükrî (ö. 1141/1729) (Sefîne, 5/397)

Sefine’de “Şükrü” mahlaslı manzumesi vardır. Fakat yazma eser taramalarımızda vefat tarihi hicrî 1141 olan böye bir müellife rastlayamadık.

Şeyh Hikmeti İsmail Efendi (ö. 1187/1773) (Sefîne, 5/400)

Asıl adı İsmâil, mahlası Hikmetî’dir. Edirne’de dünyaya geldi. Doğum tarihi bilinmemektedir. Devrin önemli şahsiyetleri olan Koca Râgıb Paşa’ya, Halîmî Mustafa Paşa’ya ve yaptırdığı hayır eserleriyle meşhur olan Beşir Ağa’ya kasideler yazdı. Dîvân‘ında, Edirne ve İstanbul’un çeşitli semtlerinden bahseden şiirleri vardır. Halvetîliğin Uşşâkî yoluna mensuptur. Ahmed Sâkî’nin halifesidir. İki tane eseri vardır.

1.Tuhfe-i Nâ-dîde: Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmut Efendi Bölümü, 3638 numarada bulunmaktadır. İbrahim Şâhidî’nin Tuhfe’sinden etkilenerek yazılmıştır. Eserde çeşitli Farsça kelimelerin anlamları verilmektedir.

2. Dîvân: Şu ana kadar bulunabilen dört nüshası vardır. Tenkitli metni hazırlanmıştır.

Sona, Fatih (2012). İsmail Hikmetî ve Dîvânı. Doktora Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.

Şeyh Seyyid Muhammed Cemâleddîn-i Uşşâkî (ö. 1164/1750) (Sefîne, 5/403)

Edirne’de doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Asıl adı Seyyid Mehmed Cemâleddin, künyesi Ebû Nizâmeddin’dir. Cemâlî mahlasını tercih ettiği için meşâyih arasında Şeyh Cemâlî Efendi olarak tanındı. Şeyh Cemâlî Efendi, Uşşakî pirlerinden Hüsamedin-i Uşşakî’nin onuncu dereceden halifesiydi. Devrinin meşhur mutasavvıflarından olup o dönemde İstanbul’da zayıflamaya yüz tutan Uşşâkiyye’yi yeniden canlandırdı. Selahaddin Uşşakî ile birlikte birçok tanınmış kişiyi yetiştirdi. Uşşakîlerce devrinde pîr-i sânî yani tarikatın ikinci kurucusu olarak anıldı. Cemâlî’nin bilinen tek eseri Dîvân’ıdır. Divanı üzerine iki yüksek lisans tezi yapılmıştır.

Ergin, Mehmet (1995). Cemâleddîn-i Uşşâkî’nin Hayatı, Eserleri ve Dîvânı’nın Edisyon Kritiği. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Üçüncü, Kemal (1998). Cemâleddin Uşşâki Divanı (Metin İnceleme). Yüksek Lisans Tezi. Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi.

Şeyh Câhidî Ahmed Efendi (ö.1070/1659) (s.419)

Şiirlerinde Câhidî mahlasını kullanan şairin ismi Ahmed’dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Edirne’de doğmuştur. Câhidî’nin çocukluğu ve gençliği Edirne’de geçmiş, yüksek bir ilim muhiti içerisinde bulunmuştur. Cemâliyye ve Uşşâkiyye Tekkelerinde dersler alarak din ve fen ilimlerinde kendini yetiştirmiştir. Halvetiliğin Uşşakiyye koluna bağlı olan ve kendi adıyla anılan Câhidiyye’nin kurucusudur.

  1. Divan: Dinî ve tasavvufi şiirlerini bu eserde toplamıştır. Divanı yayınlanmıştır. (Aydın, Abdullah (2013). Câhidî Dîvânı. Ankara: Sonçağ Yay.)

Aydın, Abdullah (2013). “Ahmed Câhidî ve Dîvânı”. Akademik Bakış Dergisi. S. 36. Mayıs–Haziran. Celalabat–Kırgızistan. 1-21.

  1. Kitâbu’n-Nasîha: Mensur olan bu eserde tarikat adab ve erkânıyla ilgili bilgiler yazılmıştır. Telifin 1026’nın Ramazan ayı sonunda tamamlandığı eserin sonunda kaydedilmiştir. Yayımlanan bu eser hakkında çeşitli çalışmalar vardır.

Er, Hamit (2010). Ahmed Câhidî Efendi Nasihatnamesi. Çanakkale: Eceabat Belediyesi Yay.

Coşkun, Şerife Saygın (2005). Ahmed Câhidî ve Kitâbu’n-Nasiha Adlı Eseri. Yüksek Lisans Tezi. Çanakkale: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi.

Çamlıca, Orhan (2006). Ahmed Câhidî’nin Nasihatnâme ve Tevhid-i Zât Adlı Risalelerinin Tahlil. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

3. Tevhid-i Zât: Bu eser çoğu kaynakta Kitâbu’n-Nasîha’yla karıştırılmıştır. Karışıklığın sebebi, her iki eserin yazmalarda bir arada bulunması ve anlatım tarzı ile üslubunun benzerlik göstermesidir. Bu sebeple Kitâbu’n-Nasîha’yla ilgili yapılan tezlerde Tevhid-i Zât da incelenmiştir.

Diğer çalışmalar:

Altuner, Nuran (2001). “Câhidî Ahmed Efendi”. Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi. Y. 2. S. 6. Ankara. 159-176.

Bayrı, M. Halit (1954). “Câhidî”. Türk Folklor Araştırmaları Dergisi. C. 3. Şubat. 375-376.

Kızıler, Hamdi (2004). Ahmed Câhidî Efendi ve Tasavvuf Anlayışı. Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Kızıler, Hamdi (2006) Ahmed Câhidî Efendi ve Tasavvuf Felsefesi. İstanbul.

Kızıler, Hamdi (2006). “Câhidî Ahmed Efendi’nin “Abdest, Namaz ve Hac” İbadetlerine Dair Bazı Bâtınî Yorumları”. Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi. Y. 7. S. 17. Ankara. 151-159.

Şeyh Muhyiddin Efendi (ö.1091/1680) (Sefîne, 5/420)

Bursalıdır. Safiyyüddin adında bir zatın oğludur.. Halvetî şeyhlerindendir. Halvetî tarikatının Uşşâkiye kolundandır. Şeyh Câhidî Efendi’nin halifelerinden Ali Efendi’den halifelik almıştır. Bursa’da Üçkuzular (Üçkozlar) semtinde bir cami ve tekke yaptırmıştır.

Ârif ve şâir bir zâttır. Şiirlerinde Bursevî mahlasını kullanmıştır. Hem aruzla hem heceyle yazdığı ârifâne ilâhîleri vardır.

Mürettep bir Divânı ile Tevhid-nâme, İbret-nümâ ve Müşâhede adlı eserleri mevcuttur.

Dîvânı’ndan başka Risâle fi’l-Müşâhede, Risâle-i Sâlikîn, Tevhîdnâme ve İbretnâme adlı eserleri olduğu kaynaklarda geçmektedir.

  1. Dîvân: Bursa İnebey Yazma Eserler Kütüphanesi, Ankara milli Kütüphane ve İstanbul Taksim Belediye Kütüphanesi’nde nüshaları vardır. Bursa nüshasında 208 tasavvufî şiir olan Dîvân üzerine Semih Yeşilbağ, Muhyiddin-i Bursevî Dîvânı İnceleme- Karşılaştırmalı Metin (Dumlupınar Üniversitesi SBE, Yüksek Kütahya 2004) başlıklı bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır. Ayrıca Meraj Niknam da Bursevi Muhyiddin Efendi, hayatı, edebi kişiliği ve ilahileri’nin tahlili başlıklı bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır
  • İbretnâme: Eser tasavvufî ve ahlakî menkıbe ve hikayelerin manzum olarak anlatılmasından ibarettir. Bu eserin tek yazma nüshası İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi (ND, nr.2495-154)’de kayıtlı olup 310 yapraktır. Söz konusu eser üzerine Ramadan Doğan, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora tezi yapmıştır (İstanbul 2011).
  • Risâle-i Sâlikîn: Bu eser Muhyiddîn Bursevî’nin verdiği bir icazetname olup, bir nüshası, Bursa İnebey Yazma Eserler Kütüphanesi. Genel böl. no:2392/4, 22a-24a arasında yer almaktadır.

Risâle fi’l-Müşâhede  ve Tevhîdnâme isimli eserlerine kataloglarda rastlanamamıştır. Müşahe ve tevhidname adıyla isimsiz Farsça kayıtların kesin olarak Şeyh Muhyiddin’e ait olduğu belirlenememiştir.

Hazret-i Şeyh Abdullah Salahaddîn-i Uşşâkî (ö.1197/1782) (Sefîne, 5/429)

Asıl adı Abdullah, lakabı ise Salâhaddîn olan bu zât 1117 / 1705 yılında Manastır vilayetine bağlı Kesriye (Gölükesr) kasabasında doğmuştur. Bazı kaynaklarda Balıkesirli olarak kaydedilmesi hatalıdır. Sağlam bir medrese tahsili gören şair, aynı zamanda mürşidi olan Cemaleddîn Uşşâkî’nin kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten iki oğlu olmuştur. Esasen Uşşâkî olan şair, ayrıca Celveti, Bektaşi, Bayrami, Sadi, Kadiri, Nakşıbendi, Mevlevi ve Gülşeni tarikatlarından da icazet almıştır. Şeyhinin vefatından sonra önce onun Eğri Kapı’daki tekkesinde, ardından da Fatih’te bulunan Tahir Ağa tekkesinde vefatına kadar şeyhlik yapmıştır. 29 Muharrem 1197 / 27 Aralık 1782 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Dört halifesi olan Salâhî, daha çok eser telifiyle meşgul olmuştur. Çok sayıda eseri mevcuttur:

1. Gül-i Sad-Berg-i Evrâd Berâ-yı Tuhfe-i ‘Ubbâd: Esma-i Hüsna ve Esma-i Nebi konulu eser, Türkçe-Arapça, manzum-mensurdur.

2. Mir‘âtü’l-A’lâm ve Mişkâtü’l-Ahlâm (Fütûh-ı Salâhî): Tasavvufi bazı terimler hakkındadır. Türkçe, mensurdur.

3. Mir’ât-ı Esmâ: Zikir ve nefsin mrtebeleri hakkında olup Türkçedir.

4. Cevâhir-i Tâc-ı Hilâfet: Tasavvufi edep hakkında olup Türkçedir.
5. Usûl-i Evrâd-ı Uşşâkiye: Uşşaki tarikatının usulü hakkında olup Türkçedir.

6. Medâr-ı Mebde ve Me‘âd: Cemaleddin Uşşakî’nin sırlı bazı sözlerinin şerhi olap Türkçedir.

7. Mecmuâ-ı Fenn-i Zerâfet: Farsça gramer kuralları hakkındadır ve Türkçedir.

8. Izhâr-ı Esrâr-ı Nihân Ez Envâr-ı Hatm-i Hâcegân: Nakşibendi hatmesi hakkındadır. Türkçedir.

9. Tuhfetü’l-Uşşâkiye: Uşşâkî tarikatının usulleri hakknda yazılmış, Arapça bir eserdir.

10. Bazı Âyetlerin Tefsiri: Ahzab 72.; Rum 1-5.; Kamer 1,2, 8, 45. ayetlerin tefsiridirler.

11. Mektupları: İki mektubu vardır.

12. Risâle-i Regâibiyye: Türkçe, Arapça ve Farsça yazdığı bu eser, Salâhî’nin Türk edebiyatına kazandırdığı bir türdür. Türkçe olan 213, Arapça olan 195, Farsça olan ise 197 beyittir.

13. Hılye-i Haseneyni’l-Ahseneyn: Hz. Hasan ve Hüseyin’in özellikleri konu edinilmektedir. Türkçe olup 415 beyittir.

14. Atvâr-ı Seb‘a: Manzum ve Türkçe olup nefsin mertebeleri 63 beyitte anlatılmıştır.

15. Divân-ı Nuût-ı Salâhî: Salâhî’nin Hz. Muhammed (sav) için Türkçe, Arapça, Farsça 207 naatını içermaktedir. Eser, Mehmet Akkuş tarafından neşredilmiştir (2002).

16. Divân: 142 gazel, 5 tarih, 25 kıt’a, 6 müfred, 3 müstezad, 2 mesnevî, 4 muamma içerir. Türkçedir.

17. Esâmi-i Hulefâ: Hz. Muhammed (sav)’den itibaren kendi zamanına kadar geçen halifeleri manzum ve Türkçe olarak anlattığı 116 beyitlik bir eserdir.

18. Mevlid: Sadece veladet ve mirac bölümleri mevcuttur. Türkçedir.

19. Rıyâzu’l-Kavâid Hıyâzu’l-Fevâid (Makâmât-ı Hamîdiye Şerhi): İran ediplerinden Hamidüddîn Ebû Bekr b. Ömer b. Mahmud el-Belhî’nin edebiyata dair Makâmât-ı Hamîdiye isimli Farsça eserinin Türkçe şerhidir.

20. Tavâli‘u Menâfiu’l-‘Ulûm Min Matâli‘ı Mevâkı‘ı‘n-Nücûm (Mevâkı‘ı‘n-Nücûm Şerhi): Mevâkı‘ı‘n-Nücûm, İbn Arabî’nin eseridir. Salâhî, eseri Arapça olarak şerh etmiştir.

21. Miftâhu’l-Vücûdi’l-Eşher Fî Tevcihi’l-Kelâmi’ş-Şeyhi’l-Ekber: İbn Arabî’nin sözlerinden birinin Arapça şerhidir.

22. Zeylü’l-Kitâb Bi-Ahseni’l-Hıtâb: Bu eser, yukarıda hakkında bilgi verilen Miftâhu’l-Vücûdi’l-Eşher Fî Tevcihi’l-Kelâmi’ş-Şeyhi’l-Ekber risâlesinin zeylidir.

23. Risâle-i Kudsiye Tercüme ve Şerhi: Muhammed Parsa’nın Farsça eserinin tercüme ve şerhidir.

24. Muhtasaru’l-Menâr Şerhi: Nesefî’nin fıkıh usulüne dair yazdığı Menâru’l-Envâr isimli eserinin muhtasarının Türkçe tercüme ve şerhidir.

25. Elli Dört Farz Şerhi: Hasan Basrî’ye izafe edilen eserin şerhidir.

26. Şâfiye Şerhi: İbn Hâcib’in eş-Şâfiye isimli Arap diliyle ilgili gramer kitabının şerhidir.

27. Risâle-i Mes’ele-i ‘Acz fi-Ma‘rifeti’l-llâh Şerhi: Gazalî’nin eserlerinden birinin bir bölümünün şerhidir.

28. Muzhır-ı Kavâid-i Râb: İbn Hişâm’ın nahiv ilmine dair el-İ‘râb‘an adlı eserinin şerhidir.

29. Tercümetü’l-Aşk: İbni’l-Fârız’ın Kaside-i Hamriye adlı gazelinin şerhidir.

30. Şerh-i Rubâiyye-i Ebû Saîd: Ebû Saîd Fazlullah b. Ebi’l-Hayr’ın rubaisinin şerhidir.

31. Bazı Gazel ve Beyit Şerhleri: Âşık Ömer, Niyazî-i Mısrî, Mevlânâ, Eşreoğlu Rûmî, Nasûhî, İsmail Hakkı Bursevî, Hz. Ali, Nasreddin Hoca gibi zatlara ait şiirlerin şerhleri muhtelif mecmualarda kayıtlıdır. Bu şerhler üzerinde çeşitli araştırmalar yapılmıştır (Tatçı 1997; Arıcı 2006; Paksoy 2007; Keleş 2008; Pehlivan 2011).

32. Havzu’l-Hayât Tercümesi: İbn Arabî’nin Arapçaya tercüme ettiği bu eseri; Salâhî, Türkçeye çevirmiştir.

33. Usûl-i Hadîs Şerhi Tercümesi: Süyutî’nin en-Nikâye adlı eserinin Usûl-i Hadis kısmının tercümesidir.

34. Risâle-i Gavsiye Tercümesi: İbn Arabî’ye izafe edilen bir risâlenin tercümesidir.

35. Risâle-i Vücûd Tercümesi: Muhammed Zâhid Parsa’nın eserinin tercümesidir.

36. Tercüme-i Arûz-ı Tebrizî Tercümesi: Vahid-i Tebrizî’nin İlm-i Aruz ve Kâfiye adlı risâlesinin tercümesidir.

37. Hz. Ali Divânı Tercümesi: Manzum tercümedir. Şerh olduğu bilgisi yanlıştır.

38. Edebî Bilgilere Dair Bir Tercüme: Edebî sanatlarla ilgilidir.

39. Risâle-i Ahadiye Tercümesi: İbn Arabî’nin risâlesinin çevirisidir.

40. Bazı Arapça Gazellerin Tahmis ve Tercümeleri: Kaside-i Bürde, Hassan b. Sâbit kasidesi, Kaside-i Münferice tercümeleri çeşitli mecmualarda kayıtlıdır (Akkuş 1998: 98-188).

ESERLERİ ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALAR:

KİTAPLAR

Akkuş, Mehmet (1998). Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî (Salâhî)’nin Hayatı ve Eserleri. Ankara: MEB Yay.

Akkuş, Mehmet (2002). Abdullah Selâhaddîn-i Uşşâkî Hz. Peygamber’e Na’tlar Dîvân-ı Nu’ût-ı Salâhî. İstanbul: Şelale Yay.

Akkuş, Mehmet  & Okutucu, Cihan (2012). Mat’laul-Fecr (Gündüzün Doğuşu) – Regaibiyye. Piri Salis Abdullah Salahaddin Uşşaki Tahir Ağa Mescidi Ve Tekkesini Koruma Yaşatma, İlim, Kültür Ve Sufi Sanatları Derneği Yayınları.

Öztürk,  Ali (2013). Abdullah Salahaddin-i Uşşaki’nin Hz.Ali Divanı Tercümesi.  Ankara:  Araştırma Yayınları.

Uşşaki Salahaddin, Bursalı Mehmet Tahir (2011). İbn Arabi Hazretleri. İstanbul: Kardelen Yayınları.

MAKALELER

Akkuş, Mehmet (1998). “Edebiyatımızda Regâibiyye ve Salâhî’nin Matla’u’l-Fecr’i”. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi 32: 132-133.

Saraç, Yekta (2004). Salâhaddîn-İ Uşşakî’nin Belâgat İle İlgili Eseri Ve Bu Eserdeki Edebî Terimler” Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 31 (1): 281-318 

Paksoy, Kezban. “Selahaddin-i Uşşâkî’nin Bir Nutuk Şerhi”, Turkish Studies. Tunca Kortantamer Özel Sayısı II 2/4 (2007).

Türer, Osman, Cengiz Gündoğdu. “Salâhaddîn-i Uşşâkî’nin Vahdet-i Vücûd’la Alâkalı İki Risâlesinin Arapkirli Hazmî Tarafından Yapılar Tercümesi”, Tasavvuf 23 (2009).

Sona , Fatih (2013).  “Abdullah Salâhî’nin Hazreti Hasan Ve Hüseyin’i Övgüsü: Hilye-İ Hasaneyn”. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, 66: 77-104

Pehlivan, Gürol  (2011). “Mizaha Vahdet-İ Vücûd Penceresinden Bakmak: Salâhî’nin Şerh-İ Nutk-I Nasreddin Efendi Adlı Risalesi”. Millî Folklor 92: 117-130

Ceyhan, Semih (2011). “Osmanlı Tâcnâme Literatürüne Göre Derviş Tacı ve Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkī’nin Cevâhir-i Tâc-ı Hilâfet Risâlesi” İslâm Araştırmaları Dergisi 25: 113-172

Yılmaz, Necdet (2012). “Cevâhir-İ Tâc-I Hilâfet – Salâhaddin Uşşâkî” https://haceganhanedani.com/2012/02/15/cevahir-i-tac-i-hilafet-salahaddin-ussaki-kaddesallahu-sirrahul-aziz/ (Erişim: 23.06.2016)

Türer, Osman & Gündoğdu, Cengiz (2009).  “Salâhaddîn-İ Uşşâkî’nin Vahdet-İ Vücûd’la Alâkalı İki Risâlesinin Arapkirli Hazmî Tarafından Yapılan Tercümesi”  Tasavvuf İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi 23: 601-639

Yıldırım, Yusuf (2015). “Salâhî-İ Uşşâkî’nin Manzum Kasîde-İ Münferice Tercümesi”. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 19 (1): 87-108

TEZLER

Akkuş, Mehmet (1985). Abdullah Salahaddîn-i Uşşakkî (Salahî)’nin Hayatı ve Eserleri. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Arıcı, Resul (2006). Salâhî’nin Tasavvufî Şiir Şerhleri. İstanbul: Marmara Üniversitesi Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Keleş, Hafize (2008). Selahaddin-i Uşşakî ve Türkçe Tasavvufî Şiir Şerhleri. İstanbul: Marmara Üniversitesi Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Soysaldı, İhsan (2002). Salahaddin Uşşaki’nin Tasavvuf Felsefesi.  Yüksek Lisans  Tezi. Ankara:  Ankara Üniversitesi.

Deliktaş,  Süleyman (1990): Salahaddin-i Uşşaki ve Kaside-i Hamriyye Şerhi. Yüksek Lisans Tezi.  İstanbul:  Marmara Üniversitesi.

Açar, Bedriye Gülay (2012). Salâhaddîn-i Uşşâkî’nin Türkçe divanı ve incelemesi.  Yüksek Lisans  Tezi. İstanbul:  İstanbul  Üniversitesi. 

Arvas, Muhammed Mekki (2013). Salâhî Abdullah Uşşâkî’nin Risâle-i Kudsiyye Tercümesi’nin Transkripsiyonu ve Tahlîli. Yüksek Lisans  Tezi. İstanbul: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi.

Dilmen, Ömer (2003).    Mir’atü’l-A’lam ve Mişkatü’l-Ahlam Abdullah Salahi Uşşaki.  Yüksek Lisans  Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Ceyhan, Semih (1998).  Abdullah Salahi Uşşaki’nin vücud risaleleri. Yüksek Lisans  Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Şeyh Muhammed Zühdî (ö. 1242/1827) (Sefîne, 5/446)

Hz. Salahînin Tarîk-i Uşşâkî’den yegâne ve fakat  merdâne bir halifesidir. Vassâf iki tane manzum eserinden bahseder. Sükula mütealik olan eserini kataloglarda taradık, sadece yazmalar.gov.tr’ye müellifi Zühdî olan “Risâle-i Sülûk” adlı bir eser girilmiş. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Osman Ergin Türkçe Yazmaları bölümüne “Risale-i seyr u suluk” adıyla ve 1523  demirbaş numarası ile kaydedilmiş bu eserin muhtevasını inceleme imkanımız olmadı. Fakat Vassâf bu eserin “Sâlik-i Müştâk isen Allâh’a sen” diye başladığını belirtir. Yayın bilgisi kısmında hicrî 1338 (m. 1920) kaydı vardır. Eğer bu eser Zühdi’ye ait ise; hicri 1338, istinsah tarihi olabilir.  Vassâf’ın bahsettiği ve manzumelerinden örnekler verdiği müretteb divanına kataloglarda rastlayamadık.

Yemez-zâde Süleymân Rüşdî ( ö.1250/1834) (Sefîne, 5/451)

Yemez-zâde Süleymân Rüşdî Bey 1184/1770’te Aydın’ın Karacasu ilçesinde şimdiki Tekkeiçi Sokağı’nda Karasüleymanoğulları lakabıyla tanınan zengin bir ailede Yemez-zâde İsmail Ağa’nın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Kendisi de zengin bir ailenin tek mirasçısı olan Rüşdî, susuzluktan ortaya çıkan hastalıkların önüne geçebilmek düşüncesiyle yoksul halkın istifadesi için çeşme yaptırmış, hamamı tamir ettirmiş, sadece yoksulların davet edildiği ziyafetler düzenlemiş, bir dönem de yönetime karşı gelerek silah kuşanıp efeliğe başlamış “Mir-zâde” diye anılmıştır. 1801’de efeliği terk ederek Nazilli’de yaşayan Uşşâkî şeyhlerinden Muhammed Zühdî’ye intisap etmiş, burada “Rüşdî” mahlasını almış ve Karacasu’da onun halifeliğini yürütmüştür.

Rüşdî’nin Dîvân, Silsile-nâme-i Tarîk-i Uşşâkî ve Menâfi’u’n-Nâs adlı bilinen üç eserinin dışında 1 şiiri, 1 not defteri ve 11 risalesi vardır.

1. Dîvân: Müellif hattı nüshası ele geçmeyen eserin Ankara Millî Kütüphane 06 Mil Yz FB 332, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi T. 2802 numaralarında kayıtlı ve özel arşivde olmak üzere üç nüshası tespit edilmiş, Ankara Millî Kütüphane’de bulunan nüshası Kenan Semiz tarafından yeni harflere aktarılmıştır.

2. Silsile-nâme-i Tarîk-i Uşşâkî: Dîvân’da yer alan 69 beyitlik bu eser, başlangıçtan Rüşdî’ye kadar yaşamış Uşşâkî tarikatının pirlerini tanıtmaktadır.

3. Menâfi’u’n-Nâs: Nidâî Ankaravî’nin Menâfi’u’n-Nâs adlı tıp kitabı Rüşdî tarafından istinsah edilmiştir. Rüşdî, esere ilaveler yapmış, bir şiirini ve birkaç mektup örneğini de eklemiştir. Rüşdî’nin bu esere ilgisi zamanında su sıkıntısının yol açtığı hastalıkları önlemeye dair duyarlılığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir

Rüşdi ile ilgili bir kitap, bir de yüksek lisans çalışması yapılmıştır:

Kuruüzüm, Hüseyin (1991). Süleyman Rüşdî. Denizli: Merhaba Dizgi Merkezi.

Semiz, Kenan (2010). Semiz-zâde Süleyman Rüşdî Efendi ve Dîvânı. Yüksek Lisans Tezi. Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi.

VASFÎ, Şeyh Ali Gâlib VASFÎ Efendi(ö.1266/1850) (Sefîne, 5/452)

Vasfî mahlasını kullanan Ali Gâlib Vasfî 1146/1733’te Nazilli’de dünyaya geldi. Uşşâkî şeyhlerinden Abdullâh Salâhaddîn Efendi’nin baş halifelerinden olan Şeyh Muhammed Zühdî Efendi’nin oğlu ve halifesidir. Nazilli’de kırk dört sene müftülük görevini yerine getirdi ve irşat faaliyetlerinde bulundu. Arapça, Farsça, Türkçe şiirleri ve Külliyyâtının olduğu ve bu külliyatın Şeyh Muhammed Emin Efendi tarafından derlenip yazıldığı Sefine’de belirtilmektedir. Sefide’deki şiir örnekleri dışındaki eserlerine rastlanmamıştır.

Bozdoğanlı Şeyh Mustafa Fethi Efendi (ö. 1338/1922) (Sefîne, 5/458)

Aydın civarında Bozdoğan ‘da doğmuştur. 130 yıl kadar yaşayıp 1922’de vefat etmiştir. Muhammed Tevfik Efendi’ye intisab etmiştir. Kula kasabasında ve ömrünün sonlarına doğru Bozdoğan’da müftülük yapmıştır. Mürettep Divanı, birkaç torba dolusu şiirleri ve Bir Aşıkın Seyranı adlı bir eserinin de olduğu Sefine’de geçmektedir. Fakat Sefine’de “fethi” mahlasıyla geçen manzumeler dışındaki eserlerine rastlanmamıştır.

Şeyh Ömer Hulusî Efendi (ö. 1285 /1868) (Sefîne, 5/463)

Adı Ömer Hulûsî’dir. Şiirlerinde mahlas olarak Hulûsî adını kullanmıştır. Dîvân sahibi Uşşâkî şeyhidir. Nazilli’deki Uşşâkî şeyhleri Ali Galib Vasfî ve Muhammed Tevfîk Efendi’nin mürebbiliği esnasında Ömer Hulûsî Efendi yöredeki diğer tarikatlerin tekkelerine de girip çıkmış ve onların usul ve erkânını öğrenmiştir. Uşşâkî olması dolayısı ile de diğer müridler tarafından şeyhine şikâyet edilmiştir. Her ne kadar sıklıkla Uşşâkî olduğunu dile getirse de, Ömer Hulûsî Efendi Halvetî-Uşşâkî yoluna farklı bir neşve katmak için bir arayış içinde olmuştur. Ömer Hulûsî’nin bilinen tek eseri Divanıdır. Divanı üzerine iki tez hazırlanmıştır. Ayrıca doktora çalışması kitap olarak yayınlanmıştır.

Altıntaş, Emine (2007). Hulûsî Ömer Aydınî Dîvânı Üzerine Bir İnceleme. Yüksek Lisans Tezi. Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Baş, Mehmet Şamil (2013). Ömer Hulûsî ve Dîvân’ı (İnceleme-Metin). Doktora Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Baş, Mehmet Şamil (2014). Aydınlı Bir Uşşaki Şeyhi / Ömer Hulusi ve Divan’ı, Okur Akademi yayınları.

Şeyh Tâlib-i İrşadi (ö. 1298/1880) (Sefîne, 5/491)

Derebeyzâde Helvacıoğlu Ahmed olarak bilinirdi. İzmir’in Bayındır ilçesinde doğmuştur. Ailesinin tek çocuğudur. Yirmi yaşına kadar medrese eğitimi almış, 1839’da okuduğu medreseyi ziyarete gelen Uşşâkî şeyhlerinden Ömer Hulûsî ve onun halifesi Hüseyin Hakkî Efendiler kendisindeki kemâli fark etmişler ve tarafların arasında meydana gelen muhabbet sonucu şair, Ömer Hulûsî Efendi tarafından Hüseyin Hakkî Efendi’ye teslim edilmiştir. Bu sırada Hulûsî Efendi, Hakkî Efendi’ye “Tâlib benim, irşâd senin” demiş, Hüseyin Hakkî Efendi de “Efendim! Cân senin, cânân senin” diye cevap vermiştir. Bu olaydan sonra şairin ikinci ismi “Tâlib” olmuş, ayrıca “İrşâdî mahlası da kendisine Ömer Hulûsî Efendi tarafından verilmiştir. Divânı vardır.  Bu divan üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlanmıştır. Ayrıca bu divan basılmışır.

Çatalyürek, Ali Talip (hzl.) (1996). Divan-ı Hazret-i Ahmet Talip İrşadi ve Divan-ı Hazreti Hüseyin Hüsnü. İzmir: Renk Matbaacılık.

Dönmez, Alpdoğan, Neslihan (2001). Ahmed Talib İrşâdi’nin Divânı’nın İncelenmesi. Afyon: Afyon Kocatepe Üniversitesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Üftade Şeyh Hüseyin Hüsnü Rfendi (ö. 1343/1925) (Sefîne, 5/496)

Tâlib-i İrşâdî’nin halifesidir. Sefine’de herhangi bir eserinden bahsedilmemektedir. Fakat kanaatimizce Tâlib-i İrşâdî’nin divânıyla beraber basılmıştır.

Çatalyürek, Ali Talip (hzl.) (1996). Divan-ı Hazret-i Ahmet Talip İrşadi ve Divan-ı Hazreti Hüseyin Hüsnü. İzmir: Renk Matbaacılık.

Şeyh Abdurrahman Sâmî Saruhânî Uşşâkî (ö. 1353/1934) (Sefîne, 5/498)

Abdurrahman Sâmi ilk tahsilini Manisa’da tamamladıktan sonra İstanbul Fâtih Çifte Ayak Bahr-ı Sefîd Medresesi’ne gelerek zamanın allâmesl olan Hüseyin Necmeddin Pürzetî’den ilim tahsil etmiştir. Ebû Bekir Edirnevî’den(KS), Gelibolulu Ahmed Şücâeddin Efendi’den(KS) hal eğitimi almıştır. Nakşi ve Kâdirî tarikatlarının büyüklerinden vazife alıp istidatlarının büyüklüğü sebebiyle her iki tarikatten de hilâfet tâcını giymiştir. Abdurrahman Sâmi verdiği eserlerle ilim âlemine , yetiştirdiği mûrid ve halifeleriyle de müslümanlığa büyük hizmetler vermiş âlim ve mutasavvıflardandır.

Eserleri:

Kitâb-ı Sırrı’t-Tevhîd

Tefsîrul-Kur’ân Tenvîrül-Beyân

Hadîs-i Erbem

Tevcîhül-Âyâtil-Muhtelefî’z-Zâhi

Kitâbü’d-Düsdûril-Bed

Kitâbü’s-Sırril-Kadîr fî ilmil-îksîr

Kenzül-Âşıkîn: Peygamberin(SAV) hadislerini manzum bir şekilde açıklar. 73 varak, 16 satırdır.

Şerhu’l-Emâlî

Şerhul-Kâfiye

Fâtiha Sûresi Tefsiri

Mi’yârul- Evliyâ

Müntehabât-ı Sâmiyye

Evrâdü’l-Mukarrabîn

el-Meslekü’s-Sâmiyye fî sülûki’n-Nakşiyyetil-Behâiyye ve’l- Halvetiyyetil-Hüsâmiyye

Şerh-i Esrâr-i Esmâi’l-Hüsnâ

Binâ-yı İslâmHediyyetül-Âşıkîn: Dört babdan müteşekkil 36 sayfalık bir eserdir.

Tuhfetül-Uşşâkiyye:(Salahaddin-i Uşşâki’den tercüme)

Müteferrik Risâleler:

a- Risâletün fî mâ Yasnauhu Teâlâ Kable Halkı’l-Eşyâi, (Bir varak)

b-Risâletün fî enne’l-Abde keyfe Yülâhizu Teâlâ hîne’t-Tevhîdi, (Bir varak)

c-Risâletün alâ Kavlihî Sallallâhu Teâlâ aleyhi ve Sellem: “mâ Vesiatnî Erdî velâ Semâî ve Vesiatnî Kalbu Abdi’l-Mü’minî, (Bir varak)

d- Risâletün fî Beyâni Esrâril-İhrâkı Bi’n-Nâri, (Bir varak)

e- Risâletün fî Tahkîki ta’yîni vaktil-Kıyâmetî, (Bir varak)

f-Risâletün alâ Kavlihî Teâlâ: “Ülâike alâ hüden min rabbihim ve ülâike hümü’l-müflihûn”, (Bir varak)

g-Risâle-i Râbıta, (İki varak)

h-Risâletün fî Esrâri Tertîbi’l-Enbiyâi aleyhimü’s-Salâti ve’s- Selâm (Nâ-tamâm)

Divân-ı Sâmi :

İsminden de anlaşılacağı üzere Abdurrahman Sâmi’ nin basılmış olan ilk divanıdır. 1980 yılında Şahinler vakfı tarafından basılmıştır. 215 şiirden müteşekkil olup tamamen tasavvufi konuları terennüm etmektedir. İçinde iki adet arapça şiir ile bir tane farsça şiir vardır. Genel olarak, ilâhî aşk, Peygamber (SAV) sevgisi, dervişlerin özellikleri, zühd, ve tasavvuf büyükleri ile Kerbelâ hadisesi gibi konular işlenmiştir.

Abdurrahman Sâmi ‘nin(KS) eserleri bunlarla sınırlı değildir. Evrâd-ı Mukarrabîn isimli eserinin kapağında eserlerinin bir listesi verilmiştir. Buna göre elimize ulaşmayan eserleri şunlardır:

1-Şerh-i Nûniyye ed-Dürretül-Meknûniyye; akaidle alakalı.

2-Kenzül-ârifin: Tasavvufla alakalı.

3-Risâle-i Hürriyyet

4-Mîhveri’l-ulûm,

5-el-Mecâlisü’s-Sâmiyye,

6-Cevâmiu’l-Kelim.

7-Zübdetü’l-ulûmül-Arabiyye.

8-Nâme-i Muharrem.

9-Medâricü’s-Sâlikîn ve meâricü’l-Vâsılîn.

Şeyh Abdurrahman Sâmî ile ilgili bilgilerin tamamına yakını http://abdurrahmansaminiyazi.wordpress.com
Sitesinden alınmıştır. Ayrıca 1980 yılında basılan divanı ve diğer bazı eserleri üzerine yapılan çalışmalar aşağıdaki gibidir:

Kaya, Naciye (2015). Abdurrahmân Sâmî’nin dört eseri: Dîvân, Mevlîd, Mir’ât-ı Eyyâm, Nâme-i Muharrem. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi. Doktora Tezi

Erzen, Mehmet Halil (2005). Abdurrahman Sâmî’nin Kenzü’l-‘Âşıkîn’i. Van: Yüzüncü Yıl Üniversitesi. Yüksek Lisans Tezi.

Abdurrahman Sami, Şeyh. “Seyyid Nesimî’nin bir beytinin şerhi. Haz. M. Erol Kılıç.”  Dergâh 5, s. 51 (1994): 8-9.


[1] http://defter-i-ussak.blogspot.com.tr/2015/06/muhammed-hazmi-ussaki-hazretleri.html (Erişim: 04.06.2016)

[2] http://www.islamvetasavvuf.org/dosya/kitap/tbkitap/53.pdf (Erişim: 04.06.2016)

 370 total views,  1 views today

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*